Prof.Salvador Martinez PerezMeksika’daki Ataksi posta listesinde bulunan
BabelFAmily için tercüme: Salih Yıldırım
26 Mayıs 2011 - Antonio Atienza
Kendisinden iki defa kök hücre alınan genç bir adalı olan Yasmina Alcolea’nın içinde Friedreich’s ataxia hastalığından yattığı Almanya’daki bir XCell-Center gibi bir kliniğin kapatılması kendi işlerini ve belirlenen protokollerden sonra bu şekilde adlandırılan “nadir” hastalıklara karşı ilaç tedavisinin iyileştirilmesi için bütün araştırma çalışmalarını yapma konusunda ciddi olan profesyonellere nefes aldırıyor.
Mesleği ve Alicante’ deki Miguel Hernández Üniversitesi Consejo Superior de Investigaciones Científicas (Sinir Bilimleri Enstitüsünün bir bölümü olan)[Milli Araştırma Konseyi/Kurulu] üyeliği ile sağlanan garanti ve umutsuzluğun bir gerekçesi olmaktan uzak olan beyanıyla, Dr. Salvador Martinez çalışmanın bütün hızıyla devam ettiği ve elde edilen sonuçların olası tüm garantiler ile uygulanabileceğine yeniden güvence verilebilir.
-Kök hücre tedavisi hakkında yaratılan beklentiler gerçeğe cevap veriyor mu?
Genel anlamda, hayır. Şüphesiz, kan hastalıklarındaki hücrelerle tedavinin başarısı ve in vitro (hücre kültürü) ve hayvanlardaki deneylerin kısmen olumlu sonuçlarla birlikte, bazı sağlıklı dokulardaki üreticilik özelliğini gösteren hücrelerin varlığı iyimserliği ve herşeyin üretilebileceği şeklindeki gerçekçi olmayan beklentileri artırarak katkıda bulunmaktadır.
-Araştırma hangi aşamadadır?
Son yıllarda, Araştırma kök hücre biyolojisi bilgisi ve uygun hayvan modellerinde bunun kullanılması yoluyla uygun hale getirilmiştir. (Biraz düzensiz ve odaklanmamış olsa da), başlangıç döneminden sonra, hastalık ile ilgili bir tedavi olarak hücrelerin kısıtlanması ve rasyonel olasılıklar daha net hale gelmektedir. Klinik hücre araştırmaları (devlet kurumlarınca düzenlenen) protokollere sahip olan klinik deneylerdeki uygun bilimsel parametreler kapsamında tam olarak kontrol edilmekte ve yapılmaktadır.
-Kök hücreli araştırma bazı ülkelerde neden yasak veya sınırlanıyor?
Ben tarihsel, sosyal ve dini gerekçeler açısından, normal şekilde hücrelere dayalı olarak yapılmakta olan araştırma aleyhinde hiçbir bilimsel gerekçenin bulunmadığına inanıyorum. Araştırma düzenli bir şekilde yapılır ve deneysel ve kliniksel araştırma etik komisyonları tarafından tespit edilen ahlaki parametreleri ile kontrol edilirse, sosyal değerler garanti edilir.
-Deneyler halen insanlarda yapılmakta mıdır?
Bütün bilimsel şartlara uygun olarak yapılmakta olan düzenli klinik deneyler vardır. Bu bir tekniğin ilaçlı bir tedavi olabileceğini güvenli bir şekilde saptamanın yoludur. Gereklidir.
-Tedavilerin yan etkilerini gözlemlemenin ne kadar zaman alıyor (ille de insanlarda olması gerekmez)?
Biyolojide bugünlerde var olan çok hassas analitik teknikler ile herhangi bir şeyin uygulamasından emin olunamamasına rağmen, birçok işlemleri ve organları keşfedebiliriz, bu nedenle deneylerin hem yararlı hem de zararlı etkilerini kısa bir sürede değerlendiremeyiz. İlk etkiler 2 – 4 hafta arasında görülebilirken, sonuncuların birkaç yıl izlenmesi gerekecektir.
-Yasaları kök hücreli tedavilere izin veren ülkelerde oturmuş klinikler vardır. Bunlar uygulamaları hakkında bugüne kadar bilinenlere göre bunları yapmak için asgari standartlara uyuyorlar mı?
Genel olarak hayır. Bunların tedavileri deneysel veri ile desteklenmemekte olup klinik denemeler nadiren yapılıyor bu nedenle, asgari bilimsel ve etik kurallarına uygun değildirler. Tıpta, bu şarlatanlık olup kısmi bilimsel verilerin kırıntılarından çıkan sihirli bir düşünce ile desteklenir, İnsanların haysiyeti ve çaresizliği ile kumar oynuyorlar.
-Dolandırıcılık vakaları araştırmaya izin veren devletleri hangi dereceye kadar etkiliyor, bu nedenle düşüncelerini değiştiriyorlar ve onu kısıtlıyorlar veya daha da kötüsü onu yasaklıyorlar?
Bunun olup olmayacağını bilmiyorum ancak bu dolandırıcı kliniklerin ortadan kalkması gerekir zira etkilenen insanlar çok zor durumda kalıyor ve uygun bir yönlendirme olmadığında, bu vicdansız kişilerin kendilerine sağladıklarını kabul etmeye her zaman hazırdırlar.
-Kamu sağlığı hizmetlerinden yanıt almama ile karşılaştıkları zaman tek seçenekleri olduğundan, kök hücreli tedavilerle kendilerini tehlikeye atan aileler vardır. Bu uygulama hangi tehlikeleri taşımaktadır?
Bu gerçekten doğru değildir. Hastalıklara karşı savaşmanın ve acı çekenlere yardım etmenin her zaman rasyonel yolları vardır. Herhangi bir hastalık ile ilgili temel ve kliniksel araştırmayı artıran vakıflar veya yapılar (gruplar) her zaman yaratılabilir. Bilim bütün hastalıkların yanıtlarını aramaktadır; mantıksal bir yol bu girişimleri desteklemektir.
-Kendilerine bir yanıt veremediği zaman onlardan Kamu Sağlığına güven duyması istemeye cesaret edecek biri var mı?
Her zaman bir cevap için bir olasılık vardır ve bu olasılık araştırmayı artırmada ve klinik araştırmaların bu gelişiminde yatmaktadır. Hastalar kendi vergileri ile desteklenen hükümetlerden bir rasyonel bilimsel bir yanıt isteme hakkına sahiptir.
-İspanya hükümeti kök hücreleriyle araştırmayı kolaylaştırıyor mu yoksa araştırmacılar yasal onay almak ve yetersiz vasıtalarla araştırmayı yapmak durumunda mı kalıyorlar?
Neyse ki, İspanyol hükümeti kök hücre araştırmasını artırıyor. Bu nedenle, ülkemizde dolandırıcı kliniklere sahip olmanın hiçbir manası yoktur. Bu işleri doğru yöntemlerle yapmakla, sağlık sistemi (ve hatta özel teşebbüs) hastalar için birçok ilginç şeyleri başarabilir.
Çalışmalar sadece "sınırlı yararlı etkileri" tanımayı yönetmektedir.
Kemik iliği ve yağlı doku minimal invaziv bir prosedür yoluyla elde edilebilen kolayca ulaşılabilen kök hücrelerin bir kaynağı olup nörodejeneratif koşulları içine alan birçok hastalıktaki hücre ölümü hafifletmeyi ve önlemeyi kanıtlamaktadır.
Kök hücrelerin hücre füzyon süreci, transdiferansiasyon ve trofik faktörün serbest kalması gibi hastalıkların sonuçlarını iyileştirdiği birkaç yöntem vardır. Bu nedenle, bu hücreler içinde Salvador Martinez’in yer aldığı Instituto de Neurociencias enstitüsündeki bir araştırmaya göre potansiyel yararlı olma etkisine sahip olup olmadıklarını ve gelecekte tedavi aracı olup olmayacaklarını teyit etmek maksadıyla Friedreich's ataksi deneklerinde kullanıldı.
Bu çalışmanın sonuçları kök hücrelerin bu hastalığın “olası tedavi yaklaşımı” olan Friedreich ataksi hücreleri üzerinde sınırlı etkiler (nörotrofik), yaptığıdır. "şarlatanlar" ın mesajlarından hala çok uzakta olan ve şimdiye kadar tedavi edilebilir olan belli hastalıklardan önce bunların tedavisi için etkili ve güvenli ilaçlı tedaviyi bulabilmemiz için gidecek uzun bir yolumuzun olduğun u kanıtlayan bir sonuçtur.
Tedbirli olmanın güvencelerini sunan bir merkezdeki araştırmacının profili olan Salvador Martínez Pérez Haziran 1985 tarihinde Universidad de Murcia üniversitesi mezunu bir Tıp Doktorudur. 1984-1985 verildi. Doktora tezine Aralık 1985 ve Kasım 1987 tarihleri \arasında Departamento de Ciencias Morfológicas de Murcia Tıp Okulundaki Profesör Luis Puelles López danışmanlık yaptı. Kendileri Universidad de Murcia’ dan tıp alanında doktora ve 30 Kasım 1987 tarihinde tezini savundu. 1986-87 seçkinler döneminde Doktora derecesi.
Kendileri Nisan 2004 tarihinden beri bir üniversite profesörüdür. UMH-CSIC’ de Dekan ve araştırmacı. UMH-CSIC’nin Deneysel Embriyoloji Laboratuarı Müdürü.
Araştırma konuları omurga sinir sisteminin gelişmesi ve morfogenez’ ine, beynin özellikle patolojik ve normal oluşumunda gelişmesinin moleküler kontrolünü ve hücresel etkilerini hedefleyen bir araştırmaya odaklanmıştır. Kendileri aynı zamanda Friedreich ataksi’ deki kök hücre uygulaması hakkındaki araştırmanın ortak yazarıdır.
| Yorumlar |
|






